14.5.23

EKMEK






ÜLKEMİZDE EKMEKLER COK ISRAF EDILİYOR. 




BAŞLICA GIDA TUKETIMIMIZ EKMEK:

ÜLKE OLARAK EKMEGI GENELDE İHTİYAÇ DIŞINDA ALMAMIZ ADETTENDİR,3 ADET DKMEK ALACAĞIMIZ ZAMAN GÜZEL GORUNEN EKMEK CESITLERINI ALMAK ADETTE VARDIR.

ANCAK MESELEMİZ GIDA KATKILARIDIR. BU ARADA ZINCIR MARKETLERİN BİRİNDEN ALDIGIM EKMEK AMBALAJINDAKİ KATKILARIN ÇOK OLMASI BENİ  TEDİRGİN ETTI VE BİRAZ ARAŞTIRINCA KARŞIMA FARKLI HABER VE MESLEKİ USTALARIN GORUSLERİDE DIKKATIMDEN KAÇMADI. ALDIGIM EKMEĞIN POSET ÜZERİNDEKİ KATKILARI VE CEKTIGIM FOTOGRAFIDA SİZİNLE PAYLAŞACAĞIM. İLGİLİ RESİM AŞAĞIDADIR. 



Kalsiyum propiyonat ne işe yarar?

Kalsiyum Propiyonat (E 282), unlu mamüllerinde küf önleyici ve koruyucu olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca çikolatalı ürünlerde, işlenmiş peynirlerde ve meyvelerde koruyucu olarak Kalsiyum Propiyonat (E282) kullanılır.



 


 

 

BESİNLER İLE İLGİLİ BİLGİLER



Son zamanlarda popüler konu haline gelen GDO’lu ekmek meselesi ekmekte kullanılan katkı maddelerinden kaynaklanmaktadır. Ancak bana göre GDO’lu ekmekten ziyade ekmekteki katkı maddelerinin miktarı ve cinsi çok daha ürkütücü olabilmektedir. Bu yazımızda ekmekte kullanılan katkı maddeleri ve zararlarına yer verdik. GDO’ lu gıdalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için GDO’LU GIDALAR linkine tıklayınız.


Ekmek katkı maddeleri, bayatlamayı geciktirmek, kusurları düzeltmek, hacim artışını sağlamak, unun su bağlama kapasitesini artırmak, daha beyaz görünümlü ekmek elde etmek gibi amcalarla kullanılabilmektedir.


Bu katkı maddelerinin neler olduğuna, ne amaçla kullanıldığına, zararlarına gelin birlikte göz atalım.

Lesitin/Soya Lesitini: Ekmekte ve diğer unlu mamullerde farklı kıvamdaki fazları (sıvı ve katı yani un ve su gibi) bir arada tutmak amaçlı kullanılmaktadır. Hacim arttırıcı, bayatlamayı önleyici olarak da yararlanılan lesitin genellikle soyadan elde edilir. Ancak soyadan elde edilmeyen lesitin; insan kılından, tavuk tüyünden, inek boynuzundan elde edilebilir. Soyadan elde edilen lesitin GDO’ lu soyadan elde edildiğinde risk doğurmaktadır.


Kalsiyum Fosfat : Ekmeği zenginleştirmek için kullanılan bir katkı maddesidir. Unlardaki topaklanmayı engeller. Yüksek miktarda tüketiminin etkileri bilinmemekle birlikte kalsiyumu kolayca bağladığı için kalsiyum yetersizliğine neden olabilir.



Guar Gam: Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’te yetişen guar bitkisinden elde edilen bir maddedir. İçine katılan kıvamının koyulaşmasına yardımcı olur. Guar Gam gıda sektöründe pek çok alanda kullanılmaktadır. Fırıncılık ürünlerinde yoğurmayı iyileştirmesi ve su tutma özelliğiyle raf ömrünü uzatılmasını sağlar. Ekmek yapımında hamura ilave edilerek hamurun verimini arttırır, dokusunu geliştirir ve raf ömrünü uzatır. Guar gam hacminin 10 ila 20 katı oranla su alarak şişer, dolayısıyla sindirimi bloke eder. Bazı ilaçlarla kullanıldığında zihin bulanıklığına, mide bulantısı ve kusmaya yol açan guar gam felç yapabilir. Ayrıca karında şişkinlik, nefes problemleri, gırtlak ve göğüste tıkanıklığa yol açabilir.


Kalsiyum karbonat: Kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konservede kullanılır. Yüksek dozlarda safra, böbrek taşı, kabızlığa sebep olabilir.


Mono ve digliseridler ve modifiye edilmiş formları: Pürüzsüz yapı elde etmek için kullanılır. Mono ve diasilgliseroller, su ve yağ gibi, normalde birbiriyle karışmayan bileşenlerin karışmasını sağlamak için yaygın olarak kullanılan katkı maddeleridir.

hayvansal (inek veya domuz) veya bitkisel (başlıca soya fasulyesi ve kanola yağı) olabilir. Sentetik olarak da üretilebilir. Elde edildiği kaynak domuz ise helal tüketime karşı hassas olan grupların tüketmesi sorun olur. Soyadan elde edilmesi durumunda ise GDO’ lu olma riski vardır.



Gliserol (gliserin): Kıvam artırıcı, tatlandırıcı ve nem tutucu olarak kullanılır. Büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir.



Sistein: L-Sistein, bir hamur geliştirici, un işlem maddesi, özellikle fırınlarda bir işlem yardımcısı olarak kullanılır. Hamuru yumuşatmak ve böylece daha esnek ve genişletilebilir hamur geliştirmeye, işleme süresini azaltmaya yardımcı olur. Molekül Formulü, C3H7NO2S olan beyaz Kristal ve toz görünümlü bir maddedir. Yüksek protein içeren gıdalarda bulunur. Hayvansal ve bitki kökenli gıdalarda olabilir. Sistein keratince zengin, tavuk veya ördek tüyü, domuz kılları, hayvan toynakları veya pençeleri ve insan saçı gibi kaynaklar kullanılarak üretilen hammaddedir. Aynı zamanda bitkisel veya kimyasal kaynaklar da son yıllarda kullanılmaya başlamıştır.


Azodikarbonamid: Ekmek ve hamburger ekmeklerini yumuşatmak amaçlı kullanılırlar. Ancak solunum hastalıkları, alerjik astıma sebebiyet veririler. Bazı ülkelerde kullanımının cezası hapistir.


Benzoil Peroksit: Buğday ürünlerinin rengini açmak için kullanılır. Zararının olduğuna yönelik bir çalışma yoktur. Bu durum kesin zararı olmamasını da kanıtlamaz. Ancak İngiltere ve bazı ülkelerde kullanımı yasaktır.


Natamisin : Küflenmeyi önlemek için kullanılan bir katkı maddesidir. Dolayısıyla raf ömürlerini uzatır. Tüketici güvenliği açısından yapılan çalışmalar sonucunda izin verilen günlük kullanım miktarı 0,3mg/kg dır. Oysa kullanım yerleri o kadar çok ki, süt ürünleri, et ürünleri, tavuk ürünleri, içecekler, sıvı yağlar, yoğurtlar, konserveler, ambalaj malzemeleri, içecekler, vs. Günlük 300-400 mg natamisinin ağız yoluyla verilen deneklerde mide bulantısı, kusma, ishal, egzama, deri döküntüsü gözlenmiştir.


Sağlıksız-Katkılı Ekmek Üretip: Çok Yiyen Toplum!

Tüketiciler Birliği, Konya Şube Başkanı Mustafa Dinç, sağlıksız üretilen ekmeğin içine, domuz katkısı yapılmasının, rahatsız edici olduğunu söylüyor. Dinç:

"Bu yüzden Tüketiciler Birliği yönetimi olarak biz, piyasada satılan ekmekleri almıyor ve yemiyoruz" dedi. Ekmeğe katılan katkı maddelerini değerlendiren Dinç:

"Konyalı tüketicisinin sağlığı, bazı kimselerin siyasi emellerine, kaprislerine ve fırıncıların tamahkarlıklarına alet edilmiştir. Gelinen bu noktada; ekmeği, artık gramıyla ya da fiyatıyla konuşmanın bir önemi kalmamıştır. Üreticisi 5 kuruş fazla kazanmak, siyasetçisi ise, ucuz ekmek diyebilmek için Konyalıya, domuz katkılı ekmek yedirmektedirler" dedi.

"EKMEKTE DE İSRAFÇI BİR TOPLUM OLDUK"

Dinç, ekmeğin un, su, tuz ve mayadan elde edilmesi gereken bir temel besin maddesi olduğunu belirterek; bundan 15-20 yıl önce 500 gram olarak satılan ekmeğin, 150 grama kadar düşürüldüğünü söyledi. Dinç:

"Ekmek de kapitalistleşmenin, liberalleşmenin ve sömürge düzeninin kurbanı oldu. Batı endüstrisinin dayattığı insan sağlığına aykırı modellerinsan ruhu gibi ekmeği de bozdu. İslam İnancı'nda ve geleneklerimizde ekmek, ayrı bir öneme sahipti. Son 20 yıla kadar yolda bir ekmek kırıntısı gören kişi, Peygamberi bir gelenekle onu alır, temizler, yenilebilecek durumda ise yer, ya da kuşlara ikram ederdi. Ama şimdi çöplüklerimizden, tonlarla ekmek toplar hale geldik. İsraf haramdır anlayışından, israfçı bir topluma dönüştük."

"SAĞLIKSIZ EKMEK ÜRETİP: EN ÇOK EKMEK YİYEN TOPLUM"

Dinç, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, en çok ekmek tüketen Türk halkının, diğer taraftan dünyanın en sağlıksız ve kalitesiz ekmeğini tükettiğine işaret etti. Dinç:

"Gördük ki ekmek, ekmek olmaktan çıkmıştır. Ekmek, katkı maddeleri kullanılarak; insan sağlığını tehdit eden bir zehir topuna dönüşmüştür. Ekmeği sadece fiyatıyla gündeme getirenler, seçim kaygısı, pazarlama kaygısı gibi ahlaki olmayan kaygılarla, insan ve toplum sağlığının önüne geçmiştir. Dindar olduğunu iddia edenlerin bile aldırış etmediği bir aymazlıkla karşı karşıyayız" dedi. Dinç:

"EKMEKTE DOMUZ KATKISI VAR"

"Çünkü bizim, içinde domuz ya da benzer sakıncalı hayvanlardan elde edildiği bilinen, E472e olarak kodlanan; Mono ve Digliserid Diasetil Tartarik Asit Esterleri'nin bulunduğu bir ekmeği yememiz mümkün değildir. Bu madde ile ilgili tüm üreticiler, kendi ürünlerinin domuzdan mamul katkı maddesini kullanmadıklarını söylemekte, ancak belge sunmakta zorlanmaktadırlar. Ekmek Tebliği'ne göre ekmeğin üzerinde etiket olmalı ve ekmek poşetle satılmalıdır. Ekmeğe konulan, domuz vb. ürünlerden elde edilen katkıların da, etiketine yazılması, etiket tebliğine göre zorunludur. Ancak bütün bunların hiçbiri yapılmamaktadır. Tarım İl Müdürlüğü, yasal denetim görevlerini yapmayarak suç işlemektedir. Yetkililer hakkında, derhal suç duyurusunda bulunacağız" dedi.

Harvardlı beslenme uzmanı Amy Shah, "beyni ele geçirip insanları aslında daha çok acıktıran" ürünleri anlattı.


16.06.2023 yapılan güncelleme:

İNDEPENTDENT TÜRKÇE ALINTI

Harvardlı beslenme uzmanı "beyni ele geçirip daha da acıktıran" 4 toksik ürünü paylaştı

Shah, CNBC'de yayımlanan yazısında satın alınan yiyeceklerin içinde gizlenen çok sayıda toksik katkı maddesi olduğunu vurguladı:


Bu, yemeklerin aslında sizi daha da acıktırmak ve duygusal yeme alışkanlıklarınızı kötüleştirmek için beyninizi ele geçirecek şekilde değiştirildiği anlamına geliyor.


İnsanlara paketlerin üzerindeki bilgileri okumaları gerektiğini her zaman hatırlattığını söyleyen beslenme uzmanı, şunlara dikkat edilmesi gerektiğini açıkladı:


Monosodyum glutamat (MSG)


Shah, MSG'nin aromalı pek çok gıdaya eklendiğini ifade etti. MSG, pankreasın daha fazla insülin salgılamasına yol açıyor. Bu durum, insanların daha aç hissetmesine sebebiyet veriyor.


MSG'nin diyabet ve obeziteyle ilişkili olduğunu söyleyen Harvardlı uzman, bu içeriğin eksitotoksin olarak kabul edildiğini belirtti. Eksitotoksinler beyin hücrelerinin aşırı uyarılmasına ve hücre ömlümüne neden olabiliyor.


Rafine un


Beyaz un da denen rafine unda ürünlerin raf ömrünün daha uzun olmasını sağlayan değişiklikler yapılıyor. Rafine unlarda kepek ve buğday ruşeymi çıkarılıyor. Böylece buradaki vitamin, mineral ve diyet lifi kayboluyor.


Bu un türü insülin seviyesinin artıp düşmesine sebep oluyor. Böylece insanlar daha çok çabuk acıkıyor. 


Rafine şeker


Shah, rafine şekerin vücuda rafine una benzer bir etkisi olduğunu söyledi. Rafine şeker, kan şekerinin hızla yükselip düşmesine yol açıyor. Böylece insanda yemek yeme isteği uyanıyor.


Beslenme uzmanı bu şekeri tüketmeyi bırakmanın zor olabileceğini vurguladı:


Şeker sizi kısa süreliğine kafanız güzelmiş gibi (uyuşturucu almış gibi) hissettirebiliyor. Dopamin salımı nedeniyle vücudunuzda enerji kıvılcımı yaratıyor.

Yazı.internetten alıntıdır...




5.5.23

FİKRET İÇEN

 














Resim. FİKRET İÇEN (ŞEF)


Sevgili meslektaşım Mutfak Şefi sn.Fikret İçen FAVA mezesinin lezzet serüveni ve görüntüsü çok hoşuma gitti.  












Cok teşekkürler ediyorum.

Resimler::   FİKRET İÇEN ALBÜMÜNDEN....





26.4.23

PİLİÇ TOPKAPI

SEVGİLİ MİSAFİRİM BU TARİFİ 2010 YILINDA önceki web sitemizde yayınlanmıştır. www.ascilik.net kapandığından arşiv amaçlı taşıdık

PİLİÇ TOPKAPI/TAVUK TOPKAPI ============================ 8 PORSİYON *8 Adet TAVUK BUT(Kemiksiz,parçalamadan ince açınız? *2 Su Bardağı PİRİNÇ (yıkayıp süzgece alınız) *1 Adet KURU SOĞAN(ince doğrayınız) *1 Ç.Bardağı ÇAM FISTIĞI *1 Ç.Bardağı KUŞ ÜZÜMÜ *1/3 Demet DEREOTU *1 Diş SARIMSAK(DÖVÜLECEK) *1 Ç.kaşığı KARABİBER(taze çekilmiş) *1 Ç.Kaşığı YENİ BAHAR *100 Gram MARGARİN veya TEREYAĞ *1 T.Kaşığı TUZ *1 T.Kaşığı TOZ ŞEKER **1 T.Kaşığı Tuz(tavukların iç tarafına serpiştiriniz.) **1 T.Kaşığı KARABİBER(tavukların iç kısmına serpiştiriniz) *Tereyağını Tencerede eritiniz,sırasıyla : Çam fıstığı kavurup pembeleşince Kuru soğan,sarımsak,pirinç ilave ediniz 10 dakika kavurup,kuş üzümü,tuz,şekeri ilave ediniz, 5 dakika daha kavurupkayn amakta olan SU'dan 2 bardak ilave ediniz,1o dakika kısık ateşte pişirip,30 dakika demlendiriniz. Karabiber,yenibahar ve Dereotu'nuda iç pilava karıştırıp, önceden tuzlayıp baharatladığınız Tavukların içine eşit miktarda pay edip yuvarlayınız.(resimde olduğu gibi) Tepsilere dizerek 1 Bardak su ilave ediniz. Önceden ısıttığınız fırında 180o ısıda 35 dakika pişiriniz. SERVİS ÖNERİSİ : DOMATES.BİBER ve 7x7 PARMAK PATATESGARNİTÜR'ü İLE VEYA DOMATES,BİBER PATATES PÜRESİ İLE SERVİS EDİLEBİLİR. amo/04.01.2010

12.4.23

ZEYTİNYAĞLI BRÜKSEL LAHANA ve besin değerleri

 

BRÜKSEL LAHANASI


Brokoli gibi kansere yakalanma riskini azalttığı düşünülen bir başka kış sebzesini veren Brüksel lahanası, turpgillerdendir. Anayurdu bilinmeyen bitki, ABD ve Avrupa'da yaygın şekilde yetiştirilmektedir. Türkiye'de de tarımı başlamış olup sebze, halk arasında yavaş yavaş tanınmaktadır.


Bir yıllık otsu bitki olan Brüksel lahanası, fide durumundayken lahanaya çok benzer. Ama sonra, gövdesi 60–90 cm'ye kadar boylanır, gövde üzerinde kalın sapların ucunda, koyu yeşil renkli, beyaz damarlı iri yaprakları uzar. Bu yaprakların koltuğundan çıkan tomurcuklar, küçük yuvarlak başçıklara dönüşür. Minyatür lahanaları andıran ve kokusu keskin olan başçıklar sıkı sarımlı olup iri bir ceviz kadar büyür ve sebze olarak yenilir.

KAYNAK.WIKIPEDI


Besin Değeri (PİŞMİŞ)

100 gramda 1 Porsiyon (150 g) 100 gram için günlük % değer*

Kalori 36 kcal 54 kcal % 1.8

Karbonhidrat 3.29 g 5.0 g % 1.1

Lif 4.4 g 6.6 g % 17.6

Protein 4.5 g 6.7 g % 8.9

Yağ 0.3 g 0.5 g % 0.5

Kolesterol 0.0 mg 0.0 mg % 0.0

A Vitamini 75.0 IU 112.5 IU % 1.5

C Vitamini 112.0 mg 168.0 mg % 186.7

Potasyum 387.0 mg 580.5 mg % 11.1

Kalsiyum 31.0 mg 46.5 mg % 3.1

Demir 1.1 mg 1.6 mg % 6.1









BU YAYIN O4.12.2008 YILINDA YAYINLANARAK

www.ascilik.net sitemizin kapatılmasından dolayı

Buraya taşınmıştır...


Eklenme Tarihi:2008-04-12



ZEYTİNYAĞLI BRÜKSEL LAHANA

1 Kg.........................BRÜKSEL LAHANASI
1 Adet.....................KURU SOĞAN
1 Ç.Bardağı...........ZEYTİNYAĞI
1 Ç.Kaşığı..............AKBİBER(Toz)
1 Ç.Kaşığı..............ZENCEFİL(Toz)
1 Ç.Kaşığı..............TOZ ŞEKER
1 T.Kaşığı..............T U Z

Lahanaların dış yaprağını temizleyip yıkadıktan sonra
15 dakika kaynar suda bekletip süzgece alınız.

Tencerede Z.yağ kızdıktan sonra zar doğranmış soğanı
pembeleşinceye kadar kavurup lahanayı ve üzerine
1 su bardağı sıcak su ,Tuz ve şeker ilavesinide
yaparak 20 dakika pişiriniz,ocagı kapatmadan baharatlarıda
ilave edip soğumaya bırakarak soğuk servis ediniz.

Lahanaların dağılmaması açısından kısık ateşte pişiriniz.






6.4.23

TAŞ KADAYIF

 

TAŞ KADAYIF 

KIYMETLI ARKADAŞIMIZ 

EKREM GÜRSOY HATAYLI OLURDA BOŞ DURUR MU?

BU KIYMETLİ TARİFİMİZ VE FOTOĞRAFLAR 
EKREM GÜRSOY 'dan alınmıştır. 
Teşekkürler 





Taş Kadayıf 

Şerbeti için;

  • 2 su bardağı su
  • 2 su bardağı şeker
  • 2 damla limon suyu
******Tencereye şeker ve suyu alalım. Şeker eriyene kadar  ve kaynamaya bırakalım.
Yaklaşık 10 dakika kadar kaynayan şerbete  limonun suyunu ilave edelim ve bir 5 dakika kadar daha kaynatalım.
Ardından şerbeti soğuması için bekletelim.

Kızaran kadayıfı Soğumuş şerbete vermek başlıca özelliktir.


Hamuru için;

  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı su
  • 300 gr un (Baklavalık)Yaklaşık1,5 bardak
  • 1 tatlı kaşığı kuru maya
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • Fiske tuz


*****Tatlımızın hamuru için,  süt, su, kuru maya, şeker, tuz ve unu uygun bir kaseye alalım. Hiç topak kalmayıncaya kadar karıştıralım.
Harcımızın mayalanması için ustunu bez ile kapatalım ve bekletelim.
15 dakika dinlendikten sonra küçük bir kepçe ile kızgın Teflon tavaya dökülür bir tarafı kizarinca
Kuru bez üzerine veya nemini alabilecek beyaz kağıtlar üzerine soğumaya bırakılır.

Soğuduktan sonra tarçın ve ceviz harmanlanarak iclenir ve kenar kısımları D HARFİNE benzeyen kadayıf uçları sıkıca kapatılır. 


İçi için;

  • Bıçakla doğranmış ceviz
  • Tarçın

Kızartmak için;

  • Sıvı yağ
Iclediginiz kadayıfları hafif ateşte kızgın olmayan kizartarak diğer tarafta soğuk olan şerbetin içinde 3 dakika bekletip servis edilir.
Servis aşamasında üzerine tarçın veya Antep fıstığı tozu ile servis edilebilir. 




 
.




28.3.23

Tarçın ve yararları

 

TARÇIN 





Tarçın; oldukça aromatik, lezzetli ve sağlık açısından oldukça faydalı bir baharat türüdür. Tarçın, sağlık üzerindeki faydalarının yanı sıra aynı zamanda lezzetiyle de bilinir. Cinnamon adlı ağaçların iç kabuklarından elde edilen tarçının kullanımı Eski Mısır’a kadar uzanır. Polifenol antioksidan kaynağı olan gerek çay, gerek baharat, gerek kür yapılarak tüketilen tarçının birçok çalışmada saptanan başlıca faydaları arasında vücut direncini artırma, mantar enfeksiyonlarını tedavi etme, kan dolaşımını düzenleme özellikleri de vardır.

Tarçının Faydaları:


**Antioksidan Etkisiyle Bağışıklığı Güçlendirir.

**Enfeksiyonlarla Savaşır.

**Diyabet ile Mücadeleyi Destekler.

**Nörodejeneratif Rahatsızlık Riskini Düşürür.

**Emziren Annelerin Sütünü Artırır.

**Kilo Vermeyi Kolaylaştırır.

**Ağız ve Diş Sağlığı Dostudur.

**Bağırsakları Rahatlatır.


Bir çay kaşığı toz tarçın (2.6 gram) şunları içerir:


Enerji: 6.42 kalori


Karbonhidratlar: 2,1 g


Kalsiyum: 26.1 miligram (mg)


Demir: 0.21 mg


Magnezyum: 1.56 mg


Fosfor: 1.66 mg


Potasyum: 11,2 mg


A vitamini 0.39 mikrogram









Tarçının Besin Değeri ve Kalorisi:

Yalnızca güzel kokusuyla değil besin değerleri ile de mutfağın değerli baharatlarından olan tarçın, glisemik indeks düzeyi düşük besinlerden biridir. Bu özelliği sayesinde şeker hastaları için uygun bulunan besinde A, C, K, E ve B6 vitamini bulunur.


Bilhassa baharatlar arasında zengin bir K vitamini kaynağı olarak kemiklere ve kalbe faydalıdır. Vitaminlerin yanında çinko, manganez, kalsiyum, demir, bakır, magnezyum ve potasyum minerallerini içerir. Tarçının içerdiği kalori miktarı ise 100 gramda 272 kaloridir ve 5 gramlık bir adet çubuk tarçında yaklaşık olarak 13 kalori bulunur.

Yetiştirildiği Yerler : 

Tarçın tropik ülkelerde yetiştiğinden Türkiye’de ancak botanik bahçelerde yetiştirilebilir. Günümüzde başta Endonezya, Malezya, Madagaskar, Brezilya ve Jamaika’da kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir.

Kaynak. Alıntılar İnternet ansiklopedileri

AŞAĞIDAKİ RESİM TARÇININ ÇIKARILDIĞI AGAC GÖVDELERİNDEN ELDE EDİLEN DOĞAL ÜRÜNDÜR..









Ben sürekli bir çubuk kabuk tarçını cebimde taşır ve aklıma geldikçe küçük bir parça emer sonuçta çiğner yutarım. 

Bu arada sutlu tatlılar ve birçok tatlılar da kullanılır.  İstenirse çay demlerken çay ile birlikte   küçük bir parça kabuk tarçın,sıcak süt içiminde toz tarçın kullanılabilir. 


Sağlıkla kalınız 




2.2.23

HATAY TARİHİ VE İLKLERİ 2023 DEPREMİ

 



Atatürk’ün Hatay Davası

“Türkiye için Hatay bir milli haysiyet ve gurur sorunu idi. Cumhuriyetin sınırlarını, Birinci Dünya Savaşı sonunda, Türk­lüğün en karanlık günlerinde, Milli Misak’la belirten Atatürk, yabancı unsurlarla meskûn imparatorluk topraklarını ulusal topraklar dışında bırakmış; fakat Türklerin yaşadığı toprak par­çalarını milli sınırlar içinde tutmayı, gerekirse almayı, şaşmaz bir ideal olarak benimsemişti.”



Musa Ağacı Samandağ Hatay







HATAY TARİHİ VE İLKLER 


* Antakya 4000 yıllık geçmişe sahip

* Dünyada kurulan ilk şehirdir

* Buzamana kadar depremde 7 defa olduğu gibi yıkılıp tekrar kuruldu...

* Antakya Mozaik Müzesi Mozaikleri bakımından Dünyada ikinci sırada...

* Dünyadaki ilk kilise olan St. Pierre Kilisesi Hıristiyanlığın yayıldığı ilk mağara kilise buradadır..

* Hiristiyanlara "HIRISTIYAN"ismi ilk burada verilmiştir..

* Türkiyenin en uzun kumsalları buradadır. 186 km

* İstikameti dolayısıyla tamamiyle "Güneyden" gelip "Kuzeye" dökülen iki ırmaktan biri olan Asi Nehri Güney’den Kuzey’e ters akan ülkemizdeki tek nehirdir...

* Fetihler dışında müslümanlık Anadoluya ilk olarak buradan girmiştir "Habib-i Neccar Camii Anadolu'da yapılan ilk camidir"

* Eski dünyanın bilinen en uzun surları buradadır ."Antakya Kalesi 26 km

* Eski Dünyanın en büyük ticaret yolları buradan başlamış ve bitmiştir "İpek-Baharat”

* M.Ö sinden 18 yy.a kadar nehir vasıtasıyla içeriye kadar deniz ticaretinin yapıldığı tek yerdir...

* Hatay, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Devlet olma özelliğini kazanmış tek vilayettir...

* M.Ö 300 yılında kurulan Antakya, M.Ö I. yy antik dünyanın üç büyük şehrinden biriydi.

* Dünyada ilk Olimpiyatlar burada yapılmıştır."Roma döneminde yapılan Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapmıştır."

* Antakya müzesindeki para koleksiyonu dünyada 3. sırada yer almaktadır.

* İlk sokak lambaları Antakya'da kullanıldı "Dünyada meşalelerle aydınlatılan ilk sütunlu cadde olan HEROD CADDESİ (KURTULUŞ CADDESİ) Antakya’dadır.

ANTAKYA’NIN KURULUŞU

Büyük İskender’in komutanlarında Antigonus ve Seleucus, Mezopotamya ile Suriye’nin yönetimi için aralarında savaşmış, zafer Seleucus’un olmuştur. Y eni bir kent kurmak isteyen Seleucus, Zeus’tan kendisine yol göstermesini ister ve bir kurban keser. Kurban etini kaparak uçan bir kartal, Silpius Dağı’nın eteği ile Oronte (Asi) Nehri’nin arasına konar. Seleucus, bunun Zeus’un bir işareti olduğuna inanır. M.Ö. 300 yılında kentin temeli atılır. Kenti planlama işi mimar Xenarius’a verilir. Xenarius şehri kışın güneş görecek, yazın rüzgarlardan faydalanacak şekilde planlar.

Kente Seleucus’un babası Antiochus’un adı verilir. M.Ö.64 yılında Roma hakimiyetine geçene dek Antakya, Seleucus Krallığı’nın başkenti olmuştur. Seleucus hanedanlığı döneminde kısa zamanda gelişen şehir büyük bir üne kavuşur. Roma hakimiyetine geçmesi ile birlikte şehir, Roma ve İskenderiye’den sonra, Roma İmparatorluğu’nun üçüncü büyük eyaleti haline gelerek, çok parlak bir dönem geçirir.

Uygarlıkların medeniyetle tanıştığı ,inançların askıyla birleştiği ve özgürlüğe adım atıldığı yerdir anthocıa

Araştırma. Rufet CEYLAN'a

Facebook DÜNYA UYGARLIKLARI sitesinden

Teşekkürler. 




Daha cok ilkleri var gastrolojiside dunyaya hitap eden bir memlekettir.

Hatay mutfagı kadar zengin hatay tarihi kadar zengin ve hatayin medeniyeti kadar hoşgörülü ve bir arada barıs icinde yasayan ve kilisesi ve camisini bile birkte kullanan kardesligin özgürlüğün timsalidir. 

Kaynak. Internet


1937'de Milletler Cemiyeti kararıyla Hatay sorununun çözümü için kurulmuştur. Devletin kuruluşu Hatay Millet Meclisi'nin 2 Eylül 1938 tarihli kararıyla ilan edilmiştir. Devlet Başkanlığına Tayfur Sökmen, Meclis Başkanlığı'na Abdülgani Türkmen, Başbakanlığa ise Abdurrahman Melek seçilmiştir. Devletin resmî dili Türkçe, ikinci dili ise Fransızca olmuştu ancak Arapça eğitim veren okullar Arapça eğitime devam edeceklerdi. Kuruluş taslağında iç işlerinde bağımsız olarak düşünülmüş; dış ilişkiler, mali ilişkiler, gümrüklerin ve toprak bütünlüğünün Fransa ve Türkiye tarafından denetim ve güvence altına alınmasına karar verilmişti.

Bütün karar ve yürütme organları Türk nüfusunun yönetiminde olan devletin statü gereği Fransız Suriye mandasına olan bağımlılığı sorun yaratıyordu. Bu nedenle, aşama aşama gerçekleştirilen değişikliklerle Türkiye'ye bağlanmaya doğru giden Hatay, II. Dünya Savaşı'nın yaklaşması nedeniyle Fransa'nın da ısrarcı olamamasından ve Türkiye ile savaşmayı göze alamaması sonucunda, Fransa ile Türkiye arasında 23 Haziran 1939 tarihinde Ankara'da, “Türkiye ile Suriye Arasında Toprak Sorunlarının Kesinlikle Çözümüne İlişkin Antlaşma”nın imzalanması[2] ile Fransa, Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını kabul etmesiyle, 29 Haziran 1939'da Hatay Devleti Millet Meclisi'nin aldığı karar doğrultusunda Türkiye'ye katıldı. Türkiye ise, 7 Temmuz 1939 günü çıkarılan bir yasa ile "Hatay" ilini kurarak katılma işlemini sonuçlandırdı. 23 Temmuz 1939 tarihinde de Fransız birlikleri Hatay'ı terk ettiler.[2]

Kaynak. Wikipedia 

HATAY 6 ŞUBAT 2023 SAAT 04.17 DEPREMLE BIR ANDA TARİHİNDEN YOKSUN  ENKAZDA KAYIP ETTİK 



YILMAZ ÖZDİL YAZISINDAN ALINTIDIR....


Ezan, çan, hazzan, insan

Hoşgörünün sembolü: Habib-i Neccar Cami

Anadolu topraklarındaki ilk cami.

1400 yıllık.

Aslında pagan tapınağıdır.

Sonradan kilise olmuş.

En son, cami.

Yasin Suresi'nde geçer.

“Sevgili marangoz” demek.

O marangoz, hıristiyan.

Antakya'da hıristiyanlığa inanan ilk kişi.

İslamiyet'in ikinci halifesi Hazreti Ömer'in komutanlarından Ebu ubeyde bin Cerrah, tee 636 yılında Antakya'yı fetheder, bu camiyi inşa eder ve tek tanrılı dine inanan ilk kişinin adını verir.

Evet, biz müslümanlar tarafından Anadolu'da yaptırılan ilk caminin adı, bir hıristiyanın adını taşır.

Avlusunda ezan dinlerken hissettiklerimi kelimelere dökebilmem gerçekten imkansızdır.

Habib-i Neccar camisi yıkıldı.

Aziz Pavlus kilisesi.

Rum ortodoks kilisesi.

Aslında, Rum ortodoks patrikhanesidir.

Patrikhane denilince akla hemen İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesi gelir ama, manevi sıralamaya bakıldığında Antakya patrikhanesi, Fener'in önünde yeralır, Kudüs'ten sonra ikinci merkez kabul edilir.

E tabii Rum ortodoks denilince de akla hemen Rumca konuşan vatandaşlarımız geliyor ama, burada ibadet dili Arapçadır.

Hatta, Rum ortodoks gençler artık yeterince Arapça bilmediği için, pazar ayinlerinde bazı dualar Türkçe edilir.

Aziz Pavlus kilisesi yıkıldı.

Türk katolik kilisesi.

Bahçesi, cennet bahçesidir.

Portakal ağaçlarıyla kaplıdır.

Portakallar süs lambaları gibi durur.

Benzerlerine ancak yağlıboya tablolarda rastlayabileceğiniz masalsı bir su kuyusu vardır, herkes susar, kuş cıvıltıları konuşur.

Kilise olduğunu bilmeseniz, butik otel zannedersiniz, öylesine huzurlu bir mekandır.

Kilise olmasına rağmen, aslında Musevi mahallesindedir, camiyle havrayla bitişiktir, terasına çıktığınızda minare'yi çan'ı aynı karede fotoğraflamanız mümkündür.

Türk katolik kilisesi yıkıldı.

Antakya sinagogu.

Dünyanın bilinen en eski Yahudi cemaatlerinden olan Antakya musevi cemaatimiz 2.200 yıldır kesintisiz olarak orada yaşıyor.

14 kişi kalmışlardı.

Sinagog yıkıldı.

Musevi cemaati başkanımız ve eşini kaybettik, cenazelerini İsrail'den gelen kurtarma ekipleri çıkardı, geriye kalan 12 Musevi vatandaşımızın akıbetini henüz net olarak bilmiyoruz.

Yazmaya elim varmıyor ama, 2.200 yıllık tarih sona ermiş olabilir.

Hatay Arkeoloji Müzesi.

Gezerken 19 bin yıl öncesini seyredersiniz, 19 bin yıl.

Dünyanın en büyük mozaik müzesidir.

Dionysos keyifle şarap içer.

Afrodit alımlı alımlı salınır.

Eros okunu fırlatır.

Urartu oradadır.

Asur orada.

Üç bin yıldır toprak altında duran Hitit kralı Suppiluliuma'nın karşısında durursunuz, hayret edercesine açılmış patlak gözlerine bakarsınız.

Büyük İskender bu topraklarda dolaştı.

Sezar bu topraklarda dolaştı.

Bu yüzden siz de o müzede dolaşırken, bastığınız zemini adeta canlıymış gibi hissedersiniz.

Hatay Arkeoloji Müzesi'nin yıkılan bölümleri var.

Hatay meclis binası.

Hatay'ın Türkiye Cumhuriyeti'ne katılma kararının alındığı, tarihimizin en önemli binalarından biri… Yıkıldı.

Antakya çarşısı.

Bütün yüreğimle söyleyebilirim ki, büyük şehirlerde artık neredeyse nostalji haline gelen, o hasret kaldığımız esnaf ahlakı, orada yaşar.

Kimse kimsenin müşterisine göz koymaz.

Kimse kimseyi kolundan çekip, dükkanına sürüklemez.

Kimse kimseyi kazıklamaz.

Özellikle yemek fiyatları, sanırsın İstanbul'un on yıl öncesine aittir… “Fiyatlar niye bu kadar uygun?” diye merak edersin, “yemeği lezzetli yapan fiyatı değildir, biz sizi burada paranızı almak için ağırlamıyoruz, güzel yemek yedirmek için ağırlıyoruz” derler.

Kimi baharatçı, kimi ipekçi, kimi gümüşçü, kimi fırıncı, kimi kasaptır.

Kim Türk, kim Ermeni, kim Musevi, kim alevi, kim sünni, belli değildir.

Ama hepsi namusludur.

Ahlakları tek'tir.

Antakya çarşısı yıkıldı.

Hatay'ı “hoşgörü” şehri olarak nitelendirirler.

Bana sorarsanız, onore etmek için kullanılan bu tanım, yanlıştır.

“Hoşgörü” kelimesi, sözlük karşılığıyla, tahammül etmek, sabırla katlanmak anlamına gelir.

Yani, hoşgörmek için, karşı tarafın hoş görülecek bir suçunun veya kusurunun olması gerekir, sizin de buna sabırla tahammül etmeniz gerekir.

Hatay'da yaşanan kesinlikle bu değildir.

Hatay'da hiç kimse, bir başkasını “öteki” olarak görmez.

Hatay'da hiç kimse, bir başkasını “kusurlu” olarak görmez.

Hatay'da hiç kimse, bir başkasının dinini, mezhebini, tahammül edilmesi gereken bir durum olarak görmez.

Hatay'da hiç kimse, bir başkasının etnik kökenini, sabırla katlanılması gereken bir köken olarak görmez.

Hatay'da herkes herkesi “insan” olarak görür.

Hatay'da hiç kimsenin, tahammül edilecek, sabırla katlanılacak, hoş görülecek bir kusuru yoktur.

Hatay'da herkes, herkesi olduğu gibi yaşar.

Dolayısıyla…

Hatay'ı “hoşgörü şehri” olarak nitelendirmek doğru değildir.

İlla nitelendirmek gerekiyorsa, inançlarımız, etnik kökenlerimiz farklı olabilir ama, ahlak bir tanedir.

Ahlak tektir.

İlla sıfat gerekiyorsa, Hatay ahlaklı bir şehirdir.

Eminim pek çoğunuz için şaşırtıcı olacaktır ama, ben Hatay'da büyüdüm, İzmir Hatay'da…

İzmir'de yüzbinlerce Hataylı var.

Çünkü, Atatürk vizyonu, Hatay şehrimiz henüz Türkiye'ye katılmadan iki yıl önce, 1937 yılında, İzmir'in yeni kurulan en büyük semtlerinden birine Hatay adını verdi.

Hatay henüz bizim değilken, İzmir'de Hatay vardı.

Hatay ismi, biz İzmirliler için Atatürk'ün emanetidir.

Hatay'da olup bitenlere, elbette bütün Türkiye kahroluyoruz ama, biz İzmirlilerin Hatay'a daha duyarlı olmamız ondan.

Ezan

Çan

Hazzan

İnsan

Ezan sustu.

Çan çöktü.

Hazzan göçük altında...

https://ayhanmansuroglu.blogspot.com/search/label/YARI%C5%9EMA%20G%C3%96RSELLER%C4%B0?m=1

8.9 ve 10.MUTFAK GÜNLERİ RESİMLER VE DİPNOT

  Türkiye Aşçılar Federasyonu Başkanı Sn.Yalçın MANAV 'dan Ödüllerimi alırken. Sevgili  Ziyaretçi; BU BAŞARILAR SADECE ...